24 Mayıs 2011 Salı

Kılıçdaroğlu'nun Vaadi

Geçen gün Hakkari mitinginde ortaya attığı bir vaadi vardı Kılıçdaroğlu'nun. Belediyelere yerel özerklik verileceğini vaaddetti. Şimdi şöyle bir durum var ki Avrupa konseyi'nin Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nı 1985'te imzalayım 1992'de kabul etmişiz. Tabi bir takım çekinceler koyarak. Bazıları bu yasayı AKP kabul etti deme gafletinde bile bulunmuş internette baktığım kadarıyla. Konuya dönecek olursak bu yerel yönetimlerle ilgili özerklik şartı belgesinde koyduğumuz çekinceler şunlar :

- Yerel makamları doğrudan ilgilendiren planlama ve karar süreçlerinde kendilerine danışılması (madde 4, paragraf 6)
yerel yönetimlerin iç örgütlenmelerinin kendilerince belirlenmesi (madde 6, paragraf 1)
 

- Yerel olarak seçilmiş kişilerin görevleriyle bağdaşmayacak işlev ve faaliyetlerinin kanun ve temel hukuk ilkelerine göre belirlenmesi (madde 7, paragraf 3) 

- Yerel yönetimlere kaynak sağlanmasında hizmet maliyetlerindeki artışların mümkün olduğunca hesaba katılması (madde 9, paragraf 4)
yeniden dağıtılacak mali kaynakların yerel makamlara tahsisinin nasıl yapılacağı konusunda, yerel yönetimlere önceden danışılması (madde 9, paragraf 6)
 

- Yapılacak mali yardımların, yerel yönetimlerin kendi politikalarını uygulama konusundaki temel özgürlüklerini mümkün olduğu ölçüde ortadan kaldırmaması (madde 9, paragraf 7)
 

- Yerel yönetimlerin haklarını savunabilmeleri için uluslararası yerel yönetim birimleriyle işbirliği yapabilmeleri, uluslararası birliklere katılabilmeleri (madde 10, paragraf 2 ve 3)
 

- Yerel yönetimlerin iç hukukta kendilerine tanınmış olan yetkileri serbestçe savunabilmek için yargı yoluna başvurabilmeleri (madde 11).

Özellikle madde 10 ve 11'e bakınca bunun sadece bir mali özerklik olmadığını anlamak çokta zor değil. Yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarısını 2004'te onaylamamıştı aynı CHP. Şimdi bunu doğuda seçim vaadi olarak kullanıyor. Daha önce Tunceli'deki bir mitinginde teröristlere affın yolunu açacağını vaad etmişti. Herkese ne isterse o vaad ediliyor.

Gelelim bu konuda AKP'ye. AKP bu konuda adımları daha önceleri atmaya başladı. Kürt açılımı, Habur olayları zaten onların bu olaylardaki duruşunu açıkça ortaya seriyor.

Türkiye'de parti tutmak ve takım tutmak çok karıştırılıyor. Bir liderin, bir partinin peşinden anlamsızca koşmak hiç bir hatasının olmadığını zannetmek ne kadar doğru olabilir ki? Ülkede biri CHP hakkında olumsuz eleştride bulunuyorsa gerici, dinci ; AKP hakkında bulunuyorsa darbe yanlısı oluyor. Türkiye'de 2 tane parti olmadığını bu insanlara biri hatırlatmalı. Birde dikkatimi çeken bireyin siyasi terciğinde en büyük hatta tek etken aile olmuş durumda. Siyasi kimlik babadan oğula geçer olmuş. Artık at gözlüklerini çıkarmanın vakti gelmedi mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder