10 Haziran 2011 Cuma

Kan Değil Ruh İçen Bathory

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ülkenin birinde bir prenses yaşarmış. Prenses ülkenin en güzel yerinde, dağın tepesindeki şatosunda yaşarmış. Bu şatoda birde demirci çırağı varmış. Prenses bu çırağı her zaman kolarmış. Bunun nedeni ise prenses ve çırak daha çocukken ilk aşkı birbirlerinde tatmalarındanmış. Prenses denizin kıyında ilk öpücüğünü çocuksu bir masumlukla demirci çırağından almış. Ama gel gelelim ikisi anlaşamaz olmuş ve birbirlerinden ayrılmışlar. Tabi bu aşkı kimseler bilmemiş. Bir çırak ve bir prenses. Hiç olur mu öyle birşey.

Prenses yıllar sonra barbar bir kabilenin reisine tutulmuş. Reis prensesi hiç sevmemiş ve hep reddetmiş. Bunun yıkımıyla prenses kendini dağın tepesindeki şatosuna kapatmış. Arada sırada kendini mutlu hissetmek için çırağı kullanmaya başlamış prenses. Ona yalanlar söyleyip onu bir yandan avcunun içinde tutarken bir yandan da kendine mesafeli tutmuş. Günün birinde demirci çırağı daha iyi olabilmek için ülkenin en kuzeyine, ülkenin en iyi demirci ustasının yanına demirciliğin inceliklerini öğrensin diye gönderilmiş. Prenses yine boş durmayıp bu çırağa mektuplar yazmış. Onu kendinden uzaklaşmasına izin vermemiş. Ancak aklının o barbar reiste olduğunu bilmeyen yokmuş. Bunu çırakta bilir ancak ona olan bağı bunu görmezden gelmesine izin verirmiş.

Prenses bir gün ülkenin kuzeyindeki teyzesinin şatosuna gitmiş. Sıcaklardan bunalmak ve eğlenceli bir kaç gün geçirmek için bu tatili her yıl yaparmış. Teyzesinin şatosu çırağın yaşadığı yere çok yakınmış. Prenses bunu fırsat bilip kimseye gözükmeden gecenin bir vakti şatodan kaçmış ve çırağın evine gitmiş. Bunu gören çırak şaşkınlıktan dona kalmış ilk önce. O gece çırağın hayatındaki en güzel gece olmuş. Birbirlerinin güzelliklerini izlerken uyuyakalmışlar. Aynı iki aşık gibi...

O günden sonra prenses çırağı daha da kendine bağlamış. Çırak bir an gerçektende kendisine aşıkmış gibi hissetmiş prensesi. İlk defa çırakta derin birşeyler hissetmiş ona karşı. İlk defa çünkü çırak ülkenin en çapkın erkeklerinden biriymiş. Hiç bilmezmiş böyle şeyleri. Gerçi hala da bildiği söylenemez. Çünkü öğrenmiş ki prenses onun yanına gelirken başka birinin kollarından gelmiş. Saf demirci çırağıda hiç aklına bile getirmemiş böyle birşey olacağını. Bunu öğrendiği güne kadar hiçbirşey hissetmediği günlerde bile saygı duymuş prensese. Ama artık anlamış kimsenin böyle bir saygıyı haketmediğini. Ve koymuş prensesin ruhunuda diğer kullandığı kızlarla aynı kefeye. O günden sonra da her şey eskisi gibi olmuş çırak için. Aşkı unutmuş. Kendini işine verip dünyanın en iyi demircisi olmuş.

Prensese ne mi olmuş. kendine başka kurbanlar bulmuş. O barbar reisi unutmak için bir çok delikanlı harcamış. Sonunda ne o mutluluğa ulaşmış nede harcadığı delikanlılar. Tek mutlu olan hayatın gerçeklerini öğrenen demirci çırağı olmuş.

3 yorum:

  1. Ruhum cehenneme,beraber olmak için

    YanıtlaSil
  2. başkasının kollarından gelse ne yazar, şimdiye kadar aklı Reis teymiş zaten prensesin.hisleri daha çok üzmez mi çırağı, temastan önce?

    YanıtlaSil
  3. haklıymışsın.

    YanıtlaSil